basarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
basarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Temmuz 2013 Pazartesi

Başarınız İçin X Faktörü




Başarınız İçin X Faktörü
Zayıflama ürünleri, mücevherat, makyaj malzemeleri, teknolojik ve iletişime dönük satış yapan her hangi bir şirkette çalışmaya başladığınızda, bir şeyi aklınızdan çıkarmayın:

Tüm şirketler aslında herkese aynı ürünü/servisi sunar.

Tüm şirketler aslında aynı kazanç planını sunar.

Tüm şirketler hemen hemen aynı web sitelere, yönetici takımına, videolara, pazarlama araçlarına ve uygulamalara sahiptir.

Öyleyse neden bazı insanlar bir şirkete girer, en tepeye çıkar da diğerleri kuşun bir daldan diğerine atladığı gibi şirketten şirkete geçer da başarı elde edemez?

Yukarıdaki iki seçenekten hangisinde olacağınız tamamen size kalmış. Burada belirleyici X faktörü sizsiniz. Başarılı olup olmayacağınıza ancak ve ancak kendiniz karar verirsiniz. Kendi kendinize yalanlar söylemekten, mazeret uydurmaktan, başarınızı sınırlandıran mentaliteden vazgeçin.

Hayalleriniz bu kadar küçük müdür ki kendini bilmez birinin bile bu hayalleri yerle bir etmesine müsaade ediyorsunuz? Niye karşı koyup dik duramıyorsunuz? Niye hala başkasının fikri hayallerinizden baskın çıkıyor, niye?

7 Temmuz 2013 Pazar

Hazır Olmak ya da Olmamak

Ana rahminden dünyaya ilk merhaba. Her şeyiyle hazır bebek, o ilk nefesi almaya. Olağan üstü bir olaydır doğum. Her şey, kusursuz biçimde hazırdır öncesinden. İlk nefesle başlayan mücadele mezara kadar sürecek ve en az ilk anda olduğu gibi hep hazır olmak zorunda olacak güzel bebek. Yaşamı süresince insan, hep kendini bir şeylere hazırlayacak.

Neye mi hazır olmalısınız? Belki de şu an itibarı ile her şeyden önce okuyacağınız bu yazıya hazır olmalısınız. Sessiz ve huzurlu bir ortamda, kendinizi en rahat hissettiğiniz pozisyonda, algılarınız sonuna kadar açık, sonucunda vereceğiniz karar nedeni ile öylesine geçiştireceğiniz bir yazı olmadığı için, tek yapacağınız olsun “Hazır Olmak”…

William Shakespeare Hamlet’inde şöyle der:

“Serçenin ölmesinde bile bir bildiği vardır kaderin. Şimdi olacaksa bir şey yarına kalmaz, yarına kalacaksa bugün olmaz. Bütün mesele “Hazır Olmak”ta…”

Değişen dünya düzeni içerisinde gelişen teknoloji ve iletişim araçları sayesine her gün ve her an yeni değişiklikler gözlemliyoruz. Varoluşundan beri insanoğlunun hassas dengeler üzerine inşa ettiği yaşantısı, zamanla daha da hassaslaşmaktadır. Öyle ki artık binlerce kilometre ötede gerçekleşen bir olay, eş zamanlı dünyanın bir başka yerinde değişikliklere yol açmaktadır. Bireylerin kişisel olarak bu etkilere, tepkilerini hazırlamaları ve dirençlerini güçlendirmeleri gerekmektedir. Bu şekilde bireyin kendini hazırlaması ile toplumda ortak bir aklın oluşması ve toplumun top yekun değişime ayak uydurması sağlanmakta yada tam tersi olmaktadır.

Çözüm Odaklı Olmalısın, Sorun Çıkaran Çok

Çözüm Odaklı Olmalısın, Sorun Çıkaran Çok

George Dantzig anlatıyor: Berkeley’de California Üniversitesi Matematik Bölümü Öğrencisiydim. Her zaman ki gibi sınıfa geç girdim ve tahtadaki iki soruyu ev ödevi sanarak defterime geçirdim. O akşam, soruların üzerinde çalışırken bunun profesörün verdiği en zor ödev olduğunu düşündüm. Her gece, başaramasam da sırasıyla her iki problemin üzerinde saatlerce çalıştım. Birkaç saat sonra beynimde bir şimşek çaktı ve her iki problemi birden çözdüm. Ertesi gün cevapları okula götürdüm.Profesör, masanın üzerine bırakmamı söyledi. Masanın üzerinde kağıttan bir tepe oluşmuştu. Benim kağıdımın bunların arasında kaynayacağını düşünüp bir sıraya üzgünce oturdum. Altı hafta sonra bir Pazar sabahı kapının vurulmasıyla uyandım. Kapıda profesörü görünce dondum kaldım. ‘George! George!’ diye bağırıyordu.’Problemi çözmüşsün’ dedi. ‘Tabiiki’ diye cevap verdim.’Çözmem gerekmiyor muydu?’ diye sordum.
Profesör, tahtaya yazılmış olan o iki problemin ev ödevi olmadığını, dünyanın önde gelen matematikçilerinin şimdiye kadar çözememiş oldukları iki ünlü problem olduğunu açıkladı. Birisi bana onların, iki ünlü çözülememiş iki problem olduğunu söyleseydi, sanırım onları çözmeyi denemezdim bile..

Kadınlar İçin Doğrudan Satışın Anlamı


Doğrudan satış, kadınların sayıca ağırlıkta olduğu bir iş koludur. Bu oran birçok ülkede %80’lerdedir, hatta bazı yerlerde %90’a yaklaşır. Türkiye’de bu konuda yapılmış ciddi bir araştırma yok ama oranın hemen hemen aynı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Doğrudan satışın (Network Marketing) kadınlara bu denli hitap ediyor olmasının çok geçerli nedenleri vardır:
Her şeyden önce doğrudan satış, evden çalışarak yapılır. Yani sabah 9-akşam 6 evin dışında, bir işyerinde bulunma zorunluluğu yoktur. Bu, evin ve çocukların işini yüklenmiş ev kadını için mükemmel bir çözümdür.
Doğrudan satış, kişinin kendisinin (sadece kendisinin) istediği kadar çalışabildiği çok özel bir iş koludur. Böylece ev kadınları, evlerinin işlerinden arta kalan zaman ne kadarsa, o kadar çalışarak bu işi yürütebilirler.
Bazı ailelerde kadının rolü yalnızca ve kesinlikle “ev kadını” olarak belirlenmiştir. Bu, kendisine bu rolü biçen otoriteye bir tehdit oluşturmadan ek roller de üstlenebileceği çok önemli bir fırsattır.
Kadın maddi olanaksızlıklar nedeniyle ya da sosyal anlamda kapalı bir çevrede büyüdüğü için eğitimini tamamlayamayıp bir meslek sahibi olamadıysa, bu hiç sorun değildir. Doğrudan satışta, öncesinde bir mesleki eğitim almanın gerekli olmadığını biliyoruz. Eğitimi yarım kalmış kadının da çok başarılı olup büyük kazançlara ulaşma şansı, kadın-erkek herkesle eşittir.

KİŞİSEL ATALETİ YENMEK

KİŞİSEL ATALETİ YENMEK

Bir şeyi yapmanız gerektiğini biliyorsunuz.
Onu niçin yapmanız gerektiğini biliyorsunuz.
İsterseniz nasıl yapacağınızı biliyorsunuz.
Yapmamakla neler kaybettiğinizi ve
yaparsanız neler kazanacağınızı biliyorsunuz.
Ama yine de hiçbir şey yapmıyorsunuz.
Sizi durduran nedir?
Atalet!

Atalet, isteksizlik ile yorgunluğun, tembellik ile depresyonun, yavaşlıkla yılgınlığın, hayal kırıklığı ile kayıtsızlığın, tükenmişlik ile tepkisizliğin ‘ortaya karışık’ halde bir inşanın ruhunu ele geçirmesidir.
‘Üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi hareket etme’ ve ‘yumurta kapıya gelmeden harekete geçmeme” halleri tipik atalet göstergeleridir.
Bu kitap, ataletli ruh halinden kurtulmak isteyenler içindir. Atalet halini analiz eden ve ataletle başa çıkma yollarını gösteren, Türkçede ilk ve tek kitaptır.
“Tanrı bize iki yuvarlak organ verdi: biri oturmak, diğeri düşünmek için. Başarımız hangisini daha çok kullanacağımıza bağlı.”
Ann Landers

Steve Jobs: ”Para her şey değildir

Steve Jobs: ”Para her şey değildir”

Steve Jobs – “Her şey para değildir”


“Vizyona ihtiyacınız var”

 

Bazen bir şey başarmak için kamu oyu yoklamalarına ya da anketlere başvurmak yeterli olmayabilir. Jobs, bugün milyonlarca kişinin fanatiği olduğu iPod ve iPhone gibi ürünleri yaratırken, kendi hayal gücünü ve inancını ortaya koydu

“Olay sadece sizinle ilgili değil”

 

Jobs, Apple’ın dünyayı sarsan ürünlerini ortaya çıkarırken, üründen başka hiçbir şeyi odaklanmayarak bugün kendi efsanesini yazdı.

“Odaklan, odaklan, odaklan”

 

İnanması çok zor olsa da, dünyanın her yerinde, yöneticiler çalışanlarının verimli olması için sürekli meşgul olması gerektiğini düşünüyor. Ama öyle değil. Jobs’ın Apple’a gelmesiyle birlikte, Apple’da sadece bir ürünü odaklanma ve onunla meşgul

olma dönemi başladı.

“Tamam bazen tamam değildir”

 

Apple’ı başarısında, Jobs’ın fanatiklik düzeyindeki mükemmeliyetçiliğinin etkisi büyüktü.

“Her şey para değildir”

 

Steve Jobs’ın hayatı, paraya takıntılı kişilere tam da tersi bir hikaye anlatıyordu. Bu adamın, 100 yaşına kadar yaşasa bile bir insanın harcayarak bitiremeyeceği bir mal varlığına sahipti. Bütün bunlara rağmen, çalışmaya ve mükemmel ürünler ortaya çıkarmaya devam etti.

Kim Dedi Kolay Olacak Diye

Kim Dedi Kolay Olacak Diye

Kim demiş ki kolay olacak?

Mega Holdings ile iş hayatına başladığımda, çok heyecanlanmıştım.
İşimin ilk 45 gününde, $150 kazandım, tabi o zamanlar benim için bu iyi bir kazançtı. Eğer bu kadar kolaysa ve her şey bu şekilde devam ederse, daha ilk yılımda $100,000’dan daha fazla kazanabilirdim. Hayatında $50’dan az kazanmış bir okul öğrencisi için bu bir mucize gibi bir şeydi!
Böylece, uzun bir tatile çıkmaya karar verdim! Üç hafta boyunca! Çok akıllıca görünüyordu.

Uzun tatilden geri döndüm ve bir haftalık gecikmeyle çalışmaya başladık ve çok kısa bir süre sonra da çok sıkı bir şekilde çalışmaya başladık, her gün 9’dan gece 12’ye kadar hatta bazen gece 2’ye kadar durmadan çalıştık. Hiçbir şey olmadı. Yedi kişilik gruptuk, daha da fazla çalıştık, elimizden geleni yapıyorduk, yine de bir şey olmuyordu. Bir ay geçti ne satış vardı ne gelir ne de komisyon. Bir de buna hayal hırsızları ve dalgaları da eklenince durum daha da kötüleşti. Her yerdeydiler. İki buçuk ay sonra yine elde bir şey yoktu. Üzgündüm ve biraz da hayal kırıklığı içinde sandalyede oturuyordum. Sevgilidostum ve sponsorum beni gördü niçin bu kadar üzgün olduğumu sordu ve biraz ona hayal kırıklığımdan bahsettim. Onun o günkü sesini hiç unutamam :’’ DOĞRU YOLDASIN’’, niçin üzülüyorsun ki?’’